Türkiye’de son yıllarda kiralık ev bulmak, özellikle büyükşehirlerde yaşayan vatandaşlar için büyük bir sınava dönüştü. Artan konut fiyatları, yaşam maliyetlerinin yükselmesi ve sınırlı konut arzı nedeniyle kiracıların hem ekonomik hem de psikolojik olarak zorlandığı bir dönem yaşanıyor. Ev sahipleri de artan riskler nedeniyle daha temkinli davranıyor. Tüm bu etkenler kiralık konut piyasasında ciddi bir sıkışmaya yol açmış durumda.
Kiralık Ev Arayışı Bir Yıpratma Sürecine Dönüştü
Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi şehirlerde yaşayan vatandaşlar, kira fiyatlarının 2020’ye kıyasla birkaç kat arttığını belirtiyor. Geçmişte 3.000 TL civarında kiralanan bir daire için artık 10.000 TL’den başlayan talepler söz konusu. Bu rakam, asgari ücretle geçinen bir ailenin tüm gelirini neredeyse kiraya ayırması anlamına geliyor.
Birçok kişi aylar süren ev arama sürecinde umutsuzluğa kapıldığını, ilanlara başvurmalarına rağmen olumlu geri dönüş alamadıklarını söylüyor. Kiracılar için en büyük sorun, “uygun fiyatlı” ve “yaşanabilir durumda” bir ev bulmak. Pek çok kiralık daire ya yüksek fiyatta ya da ciddi bakım sorunlarıyla birlikte sunuluyor.
Ev Sahipleri Ne Diyor?
Ev sahipleri cephesinde ise farklı endişeler var. Kiraların düzenli ödenmemesi, evin zarar görmesi, kiracının tahliyesinin zorluğu gibi nedenlerle ev sahipleri daha seçici hale geliyor. Bazı ev sahipleri sadece memur, doktor, mühendis gibi mesleklere sahip kişilere ev kiralamak istiyor. Bekar bireylere ya da öğrencilere karşı bazı önyargılar da hala devam ediyor.
Kimi ev sahipleri ise kira bedelinin piyasa koşullarına göre yeniden belirlenememesinden yakınıyor. Geçmişte yapılan düşük kira sözleşmelerinin, günümüzdeki enflasyon oranlarına göre güncellenememesi, ev sahipleri ile kiracılar arasında çeşitli anlaşmazlıklara yol açabiliyor.
Emlakçılar ve Aracı Kurumlar Devreye Giriyor
Yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle birçok kişi süreci profesyonel emlakçılar aracılığıyla yürütmeye başladı. Ancak bu da hem ev sahibi hem kiracı için ek maliyet anlamına geliyor. Genellikle bir kira bedeli tutarında komisyon alınması, kiracıları daha da zorlayan bir durum.
Öte yandan sosyal medya platformları, WhatsApp grupları ve özel ilan uygulamaları da kiralık ev arayanların başvurduğu araçlar arasında. Ancak dolandırıcılık riskleri, sahte ilanlar ve bilgi kirliliği, bu kanalları kullanırken dikkatli olunmasını gerektiriyor.
Öğrenciler ve Yeni Mezunlar En Zorlanan Grup
Üniversitelerin açılmasına yakın dönemlerde özellikle öğrenciler için uygun fiyatta konut bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor. KYK yurtlarının kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle öğrenciler mecburen özel kiralık dairelere yöneliyor. Ancak mevcut fiyatlar, öğrencilerin bütçesini fazlasıyla aşıyor. Bu durumda 3-4 kişinin birlikte eve çıkması ya da ailelerinin maddi desteğine bağımlı hale gelmeleri kaçınılmaz oluyor.
Çözüm Ne Olabilir?
Uzmanlara göre konut kiralama krizinin çözümü, sadece fiyatlara müdahale etmekle sınırlı değil. Öncelikle yeni ve uygun fiyatlı konutların üretimi artırılmalı. Ayrıca kiralama sürecini hem kiracıyı hem de ev sahibini koruyacak şekilde daha şeffaf ve adil hale getirecek yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Kontratların net, anlaşılır ve iki tarafın haklarını açıkça belirleyen şekilde hazırlanması, olası anlaşmazlıkların önüne geçebilir.
Ev kiralamak, günümüzde birçok kişi için maddi bir yükten çok daha fazlası: Zaman, enerji ve sabır isteyen bir mücadele. Hem ev sahiplerinin hem de kiracıların haklarını gözeten, güven esasına dayalı ve dengeli bir sistem oluşturulmadığı sürece, bu sıkıntıların devam edeceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu süreci daha sağlıklı yönetmek adına bireylerin sözleşme okumaya özen göstermesi, aldatıcı ilanlardan uzak durması ve gerektiğinde hukuki destek almasını öneriyor.
